Tarihçe

Galata Kulesi İstanbul’un sembol yapıları arasında olup dünyanın en eski kulelerinden biridir. Stratejik açıdan önemli bir bölgede ve İstanbul’a hakim bir manzarayı içine alan bir tepede, Marmara’dan gelebilecek olası tehlikeleri gözlemleme ve gemilere yol gösterme amacı ile fener kulesi olarak 528 yılında Bizanslılar tarafından inşa edilmiştir.

1024 yılında 4. Haçlı işgalinde Kule büyük oranda tahrip edilmiş, Cenevizliler tarafından 1348 yılında Galata Surlarına ek olarak aynı yerde yeniden inşa edilmiştir. Ticaret yolları üzerinde bulunan Galata Kulesi’nin etrafında sur içinde Cenevizlilerin yaşadığı bir mahalle oluşmuştur.

Galata Kulesi 1453’te İstanbul’un fethinden sonra çeşitli onarımlardan geçirilerek korunması sağlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kule zindan olarak kullanılmış; Haliç Tersanesi’nde çalıştırılan Hristiyan köleler burada kalmıştır. Sultan III. Selim döneminde Osmanlı kayıtlarına göre kule yangın geçirmiş ve sonrasında onarılmıştır. Daha sonraları mehteran ocağı, rasathane, hapishane, yangın gözetleme kulesi gibi farklı amaçlar için kullanılmıştır.

17. yüzyılda IV. Murat döneminde yaşadığına inanılan Hezarfen Ahmed Çelebi, ünlü Osmanlı Seyyahı Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesinde, Hezarfen Ahmed Çelebi’nin özel tasarladığı kanatlarla Galata Kulesi'nden Üsküdar-Doğancılar’a uçuşu anlatılmaktadır.

1874’ten itibaren İstanbul’da modern itfaiye teşkilâtı kurulurken Galata Kulesi tepesinde bir yangın haber merkezi oluşturulmuştur.

Galata Kulesi, Yüksek Mimar Köksal Anadol ile İnşaat Yüksek Mühendisi Ersin Arıoğlu tarafından 1964-1967 tarihleri arasında gerçekleştirilen proje ve restorasyon/renovasyon çalışmaları sonrasında 28 Eylül 1967 tarihinde yapılan bir törenle ziyarete açılmıştır.

İstanbul’un tarihi siluetinin en iyi izlendiği panoramik gözlem noktası olan Galata Kulesi yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olup olarak hizmet vermeye devam etmektedir.

Galata Kulesi çeşitli efsanelere konu olmuştur. Bunlardan biri; Galata Kulesi’ne beraber ilk kez çıkan bir çiftin evleneceği, eğer çiftlerden biri daha önce Kuleye çıkmış ise evlenmenin gerçekleşmeyeceği inancıdır. Bu yüzden Galata Kulesi evlenmeyi düşünen çiftlerin uğrak yeridir. Diğeri ise; Galata Kulesi ile Kız Kulesi arasında sonu hüzün ile biten aşk serüvenidir. Efsaneye göre; İstanbul’u ikiye ayıran Boğaz’ın, aynı zamanda bu aşık kuleleri birbirinden ayırdığına inanılır.